ODTÜ’de son sınıftayken sevgili hocası Suvar Kösearif’ten aldığı Felsefi Metinler dersinde OSHO ile tanıştı. Yıl 1994 idi. Okuduğu OSHO metni dersin yapısı gereği bir kitabının tek bölümünden ibaretti ve konusu meditasyondu. Henüz okuduğu ilk cümlenin sonunda o yaşına kadar üniversitede yahut öncesinde okumuş olduğu, anladığını zannettiği her şeyin doğrudan çöpe gitmeyi hak ettiğini idrak ediverdi. Paragraflar su gibi akarken, okuduğu bölümün nasıl bittiğini dahi anlamamıştı. Soluğu doğruda hocasının kapısında aldı. Kısa şortuyla kapıyı açan Suvar Hocası’na ardı ardına sorular sormaya başladı OSHO ve meditasyon hakkında. O gün bugündür Sangeet iflah olmamıştır. (Olacağı falan da yoktur)
Aynı yıldaki mezuniyetinden sonra Sosyoloji Bölümü’nde yüksek lisans yapmaya başladı ancak devamını getirecek motivasyonu OSHO’dan sonra bir türlü bulamadı.
İş hayatına atılarak bir yıl çalışmaya çalışmıştır. Ancak olmamıştır. Hayat çok boğucudur ve dayanılmaz bir şekilde insani değerlerden yoksun gelmektedir. Daha nazik, daha engin, daha incelmiş şeyler de olmalıdır hayatta. Ama hayatın tam olarak hangi yöresindedir tüm bunlar. Bilen var mıdır? Sormuş soruşturmuş, etrafındakileri gözlemlemiştir ve maalesef bunu bilen bir kimseyi görememiştir.
O kırılma anında aklına Suvar Hocasında dört yıl önce gördüğü OSHO hakkındaki gazete kupüründeki resim gelivermiştir bir şimşeğin çakıvermesi misali. O an karar vermiştir: Hindistan’a gidilecektir. Ertesi gün istifayı patronun masasına koyup arkasına bakmadan doğuya -ve kendisine- doğru bir yolculuğa çıkmıştır. Ve 1998 yılında Hindistan’a tek başına ve karayoluyla seyahat edip 6 ay boyunca çeşitli yerlerni dolaşmış ve Budist Vipassana meditasyonu ve Osho meditasyonları tekniklerini yerinde tecrübe etme şansını bulmuştur.
Daha sonra 1999 yılında bir aylığına ve 2001 yılında ise yine 6 aylığına Hindistan’a seyahatler yapmıştır.
2001 yılındaki Hindistan gezisinde Osho Uluslararası Meditasyon Beldesi’nde altı ay kadar kalmış ve uzun süreli meditasyonlar ve grup terapi çalışmalarında bulunmuştur.
Ayrıca Hindistan’daki süre içerisinde Geleneksel Usui Reiki ustalığı çalışmalarını tamamlamıştır. Ustası Mikao Usui olan Japon bir Shinto rahibinden el almış olan hocası sevgili Niranjan’ın eğitimeriyle Reiki’yi orijinal kökenlerine en yakın şekilde öğrenmiştir.
Türkiye’ye dönüşünden itibaren çeşitli meditasyon kursları ve Reiki çalışmları yapmaya başlamıştır.
Sangeet’in Üniversitedeki Psikolojik Danışmanlık Eğitimi yanısıra terapiler alanında almış olduğu uzmanlık eğitimlerden bazıları şunlardır:
OSHO Elmas Nefesi (OSHO Diamond Breath): 2003 ve 2004 yıllarında Yunanistan’da düzenlenen Nefes Terapisi Eğitimi 1 ve 2. düzey eğitimleri…
Master NLP Kursu: 2005 yılında Tamer Dövücü’nün Yeditepe Üniversitesi Bünyesinde düzenlemş olduğu kurs
Ayrıca 2003 yılında kurulmuş olan GANJ Yayınları’nın kurucularındandır.
15′i OSHO’nun olmak üzere toplam 16 kitap çevirmiştir. Ayrıca 40′a yakın kitabın da editörlüğünü yapmıştır.
Sadece meditasyon kursları ile bireysel ve grup Elmas Nefes Seansları vermektedir.
Buda mısın Budala mı? adında yayınlanmış bir kitabı bulunmaktadır. (Ganj Yayınları, 2011, İstanbul)
Amrit Sangeet “Ebedi Müzik” anlamına gelen bir Sanskritçe isimdir.