OSHO/ Bilgelik Kitabı Ropörtaj

Osho kimdir? Onu bildik tanımlamalar içinde, ne ile açıklayabiliriz? Filozof mu, entelektüel mi, ermiş mi, bilge mi?

Soru kendi içerisinde çelişkili çünkü Osho kimdir sorusunu bildik tanımlar içerisinde anlatamayız. Osho’nun kim olduğuna tarih ve insanlığın ondan ne anlayacağı karar verecek. Ama ona kısaca “bilge” diyebiliriz, evet. Ermiş de diyebiliriz. Sonuçta bilgelik adında bir kitabın kaynağı ne de olsa. Bizlerin bilgeliğimize katkıda bulunacak kadar bilge…

 

Peki bu tanım içinde Osho’nun referansı nedir?

Osho’nun referansı kendisidir. Bazı insanlar vardır herhangi bir kategoriye sokulamazlar. Osho da kategorisi kendisi olan ir insan. Osho birisi bir şey söylediği için değil kendisi o söylediklerini söylediği için öyledir. Yani referansı kendisidir. Otoritesini başkası ona vermez, otoritenin kendisidir.

 

Osho’nun kitaplarını çıkaran Ganj Yayınları’nın, Osho kitaplarını lokomotif eser seçmesinin sebebi nedir?

Aslında Osho kitapları basmak düşüncesinin ürünüdür Ganj Yayınlar. Yani bizlerin yayıncı olmasına sebep Osho’dur. Yayıncı olduktan sonra başka kitaplara da şans tanımaya karar verdik hepsi bu. Ama Osho her zaman Ganj Yayınları’nın esas iştigal ettiği alan olacaktır. Osho’nun tuttuğu ışığı Türk Toplumuna yansıtmak, Türkçe’ye kazandırmak bizim en sevdiğimiz işler arasındadır.

 

 

Biliyoruz ki, Osho’nun kaleme aldığı tek bir kitabı bile yok. Tüm kitaplar Osho’nun konuşmalarından derleniyor. Bu açıdan, nasıl bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz?

Biz Ganj Yayınları olarak yayınladığımız tüm kitapların teliflerini satın alıyoruz. Bizler derleme yapmıyoruz zaten oluşturulmuş olan metinlerin Türkçeleştirilimesini sağlıyoruz. Ticari olarak bu metinleri ürünlere dönüştürüp okuyuculara sunuyoruz.

Osho’nun yaptığı konuşmalar yıllar boyunca kaydedilmiştir. Bu kayıtlara bütünüyle sadık kalınarak metinler oluşturuluyor. Kimi kitapları yıllar içerisinde yapmış olduğu farklı konuşmalardan alınan kısımlarla belirli bir başlık etrafında derleniyor. Yayınlarımız arasındaki kitapların belirli bir kısmı bu şekilde derlenmiş kitaplardan oluşuyordu. Son zamanlarda 70 ve 80’li yıllarda yapmış olduğu çeşitli konular üzerine yoğunlaşmış konuşma serilerini tek kitap olarak derlenmeden yayınlamaya başladık.

Bilgelik Kitabı I-II.Ciltler de bu şekilde 11 Şubat 1979 -10 Mart 1979 tarihleri arasında ardı ardına yapılmış konuşmaların kayıtlarıdır.

 

 

Alışıldık “mülayim” bilgeler ve “provokatör” Osho. Üstelik zengin ve zevk düşkünü… Bu durum, onun hakkında pek çok şaibeli sözün söylenmesine neden oluyor. Siz bütün bunları nasıl açıklıyorsunuz?

Öncelikle şunu ayırt etmekte fayda var: Osho birtakım şeyleri söylerken bu söylediği şeylerin kendisi hakkında bir şeyler olması her durumda söz konusu değildir. Osho gibi bir usta kendisine sorulan soruları cevaplamaktadır. Kendi yaptığı, uyguladığı şeyleri anlatmıyordur. Bilgelik Kitabı’nda da görülebileceği üzere insanlığın tüm birikimi üzerinde çeşitli yorumlar yapmakta, gerektiğinde bir öykü anlatmakta, gerektiğinde ise ―belden aşağıya bile olabilir― fıkralar anlatmaktadır. Bazen de Hz. İsa’dan, Hz. Musa’dan, Buda’dan, Lao Tzu’dan, Mevlana’dan alıntılar da yapmaktadır…

Yani siz sorunuzda aktardığınız gibi Osho’ya zevk düşkünü derken bu ona karşı bir yargıdan öteye gitmiş olmuyor. Ya da ona zengin (maddi anlamda) dediğinizde aslında bu gerçeği ifade etmiyor. Osho ne maddi anlamda tek kuruşu olan ne de zevk düşkünü bir insan. O sadece bunları reddetmiyor. Özellikle de din adına, maneviyat adına, ruhsallık adına bunlardan kaçınılmasının gerekli olmadığını ifade ediyor. Ancak bizim zihinlerimiz, kendi zihin haritamızda yargılamakta olduğumuz bu ve benzeri kavramları sanki Osho kendisinden bahsediyor yahut onları savunuyor gibi algılayabiliyor.

Osho insanlığa mesajlar veren bir ustadır. Onun söyledikleri kendisiyle ilgili değildir, bizimle ilgilidir. Onun bulunduğu bilinç seviyesinde zevk de para da çok ama çok anlamsızdır. Bizler bilinç seviyemizin bulunduğu yere göre onu anlamaya çalıştığımızda Osho’ya zevk düşkünü, provakatör, şaklaban, yalancı, sahtekâr yahut ilahi bir insan diyebiliriz. Bu sadece bizim zihnimizdeki yargıların ona bakarkenki yansımaları olacaktır.

 

 

Sizce Osho gerçekten tehlikeli(!) bir adam olabilir mi?

Osho kesinlikle çok çok tehlikeli bir insandır. İsa kadar tehlikelidir, Musa kadar tehlikelidir. Hz. Muhammed kadar tehlikelidir. Buda kadar tehlikelidir. İnsanlığın din adına, inanç adına, ruhsallık adına, bilinç adına yapa geldiği tüm saçmalıkları yerle bir edecek, tüm önyargılarını ve beklentilerini boşa çıkartabilecek kadar tehlikeli bir adamdır.

Eğer sabit bir fikri varsa insanın, onsuz yapamayacağı inançları varsa Osho okumasını asla tavsiye etmem. Osho açıkçası herekse göre değildir. Kendi bildiği doğruları ve inanç kalıplarını, referans çerçevesini sorgulamaya cesareti olmayan kimseye Osho okumasını tavsiye etmem. Onların okuyabileceği yeterince kita ve düşünce her zaman her yerde mevcuttur. Hiç kafalarını karıştırmasınlar ve hiç boşuna kendilerini tehlikeye atmasınlar…

 

Bizim bildiğimiz tüm “Mülayim” bilgeler ve “Provokatör” Osho…  En kaba ifadesiyle “sataşmadığı, yok saymadığı” kimse ve hiçbir şey yok. Osho’yu bu derece fütursuz kılan şey nedir sizce?

Bizlerin aptallığı dışında onu fütursuzlaştıran bir şey yoktur. Bizlerin sorgulamaksızın kabul ediverdiğimiz, bize söylenen her şeye inanıverdiğimiz hayalleri paramparça etmek dışında hiçbir seçeneği olmaması Osho’yu bu kadar fütursuz kılmaktadır. İnsanlık aptalca fikirlerle binlerce yıl kaybetmiş durumda ve eşiğinde bulunduğumuz krizler oldukça yaşamsal düzeyde. Bizlerin “doğru” bildiği tüm saçmalıkları toptan tarihin çöplüğüne atmak en iyisi. “Mülayim bilgeler” insanlığı epey oyaladı. Osho gibi ustalar tarihte çok sayıda bulunmazlar. Onu “mülayim bilgelikle” aynı kategoride değerlendirmek doğru değil. O nedenle o bahsedilen “bilgelik” türünün yaptığı her şeyi yok etmektir Osho’nun işi. Arada herhangi bir benzerlik kısacası yok.

 

Son kitap Bilgelik Kitabı’nda okurları neler bekliyor?

Adı üstünde en öncelikle bilgelik bekliyor. Kitap Osho’nun Atisha adındaki bir Budist gelenekten gelen bilgenin zihni eğitmenin tekniklerini anlattığı sutraları üzerine yaptığı yorumlarla başlıyor. Ve bu yorumlar üzerine dinleyiciler arasında kendi manevi yolculuğu üzerine oluşan sorulara verdiği yanıtlardan oluşma bölümlerle ilerliyor. Sonraki bölümlerde yeniden Atisha’nın sutralarına dönüp yorumlar yapıyor ve yeniden oluşan sorulara yanıtlar veriyor.

Zihnin, bilincin ve kendini tanımanın inceliklerini anlatan bir ustaya sorulan maneviyatla ilgili sorularda pek çok modern insanın ruhsal yolculuğuna ilişkin verilmiş cevaplar var. Kitabı oluşturan konuşmaların bu kendine has yapısı sayesinde, aslında modern insan zihni ve onun meseleleri çözümleniyor ve hakiki maneviyatın önündeki engeller ve yanlış anlaşılmalar bir bir gideriliyor.

21. Yüzyıldaki insanların bir Buda’ya doğrudan sorular sorması ve yanıtlar alması söz konusu olan. Bu durum okurun kendi çağında geçerli olan bir bilgelikle temas kurmasına vesile oluyor.

 

Bilgelik Kitabı bize, hayatımızın içindeki hemen her gerçeği çöpe atmamızı, en azından bir daha gözden geçirip, yeniden tanımlamamız gerekliliğini hissettiriyor. Bütün bunlar ne kadar “geçekçi” ve “uygulanabilir”?

Bilgelik Kitabı aslında bildiğin her şeyi çöpe at demiyor. Onları çürütüyor. İnandığımız yahut doğru sandığımız ama aslında öyle olmayan ne varsa evet çöpe gidiyor. Ama biz onların kokmuş ve çürümüş olduğunu fark ediyoruz ve onları severek çöpe gönderiyoruz.

Ancak yaşadığı hayatın yeterince gerçek ve anlamlı olduğunu düşünen ve buna ikna olmuş insanların hiçbir şey yapmasına gerek yok. Zaten bu kitabı da almalarında bir fayda görmüyorum.

 

 

Bilgelik Kitabını en çok kimler okumalı?

İçinde hakikat için arzu olmayan, kalbinde güzelliğe yönelik bir hayranlık taşımayan, varoluşun mucizelerine tanık olup da hayrete düşmeyen, kendisini anlamk, kim olduğunu bilmek, sevgiye ve neşeye ve dansa ve yaratıma kendisini adamaya hazır hissetmeyen bir insanın Osho’nun herhangi bir kitabını almasını yahut meditasyonlarını yapmasını anlamlı kılacak ne var bilemiyorum. Bu anlamda Bilgelik Kitabı içinde hakikat için içinde özlem taşımayan insanlara kitabı tavsiye etmiyorum

Bilgelik herkesin yaşamsal ihtiyacı değil sonuçta. TV seyretmek, Facebook’ta vakit geçirmek yahut Tweet atmak  pek çok insan için çok daha anlamlı aktiviteler olacaktır, bu kitabı okumaktansa.

Osho çelişkili sözlerini bu kitapta da sürdürüyor. Doğrusu düşünüyoruz, “bu adama inanmalı mıyız, bu adamın yolundan gitmeli miyiz, bütün bunlar deli saçması şeyler, adamın bir dediği diğerini tutmuyor.” … Sizce Bilgelik Kitabı’nı okurken de ara sıra “Yaa bu adam benimle dalgasını geçiyor sanırım.” Diyecek miyiz?

Evet her zaman bu olacak. Osho saçma olan her şeyle dalgasını geçmiştir. Ve bizlerin doğru bildiğimiz, inandığımız ve varsaydığımız neredeyse her şey çok saçmadır. Ama Osho zaten bu kitabın içinde neden bunu böyle yaptığını anlatıyor. Bu soru kitabın içerisinde sorulmuş ve cevabı da verilmiş vaziyette anlayacağınız.

 

Bu ve benzeri pek çok sorunun cevabı kitapta mevcut. Bugüne kadar Osho hakkında oluşmuş çok, pek çok sorunun cevapları bu kitapta var. Dolayısıyla Osho okurları bu kitapla yıllardır kendilerini meşgul eden pek çok şeyi açıklığa kavuşturmuş oluyor.

Bu kitapla Osho’nun gösterdiği engin varoluş okyanusunda derin sulara doğru ilerliyoruz. Artık uzaklara ve enginlere doğru yol almak ve daha derinlere dalmak için vakit geliyor. İnsanlık ve okurlar giderek olgunlaştıkça Bilgelik Kitabı gibi metinler daha da çok gelecek ve bize meydan okuyacak… Bu serüven giderek heyecanlı bir şekilde devam edecek.