SORU: Size bir sorum olacak yardımcı olursanız çok sevinirim.kafamdaki olumsuzluklardan kurtulmam için neler yapabilirim.boş oturduğum zaman bile kafamda olumsuzluklar dönüp duryo.hayır böyle değilim demek zorunda kalıyorum hep.kafamdakileri boşaltmam gerek.bulunduğum yerde meditasyon merkezi olsa gerçekten katılırdım.kafam hep geçmişe takılyo.nasıl sakin olabilirim.yazmak istediklerim var ama…
inşallah yazdıklarımla ilgili yardımcı olursunuz.
CEVAP: Merhaba.
Bu soru(n) herkesin sorunu. Öncelikle bunu bilmen gerek. Herkeste bir zihin var ve bu zihnin doğası ile ilgili bir şey. Evet, bunun şiddeti kişiden kişiye değişebiliyor doğru. Ama özünde yaşanan şey hep aynı.
Sana iyi bir haberim var: Bu anlamda özel değilsin, herkes kadar normalsin.
Ve sana bir de kötü haberim var: Bundan kurtulamazsın. Savaşmana hiç gerek yok. Ondan kurtulmaya çalışmana hiç gerek yok çünkü başarma olasılığın sıfır!
Sen en iyisi kendini yenilginin kollarına bırak ve orada gevşe. Orada rahatla. Asla kazanamayacağın bir savaşa girmemek daha akılcıdır. Bırak düşünceler gelsin, gitsin, dolansın dursun. Eğer onları görebiliyorsan ne ala. O zaman farkındalığın yüksek demektir. O zaman onları izle. Sadece dikkat etmen gereken bir tek şey var: Onlara karşı yahut yanında bir tavır alma. Bırak onlar gelsin, dolansın dursun. Gidecekler merak etme. Ama yensi hemen peydah olacak karışma! Sana ne. Onlar seninle alakalı şeyler değil ki! Gelecekler gidecekler dolanıp duracaklar.
Senin işin onlardan kurtulmak değil. Sen yapabildiğin sürece sadece bak, izle. Gör. Ama bunu yaparken rahat olman çok önemli. Otur ve patlamış mısırlarını al, belki bir kola yhut bira da iyi gidebilir filmi izlerken.
Seyret filmi. Keyif al. Sorun düşncelerin kendisinde değil ona karşı takındığımız tavırda. Onlardan kurtulmak yahut onlardan zevk almak vs. işin içine girdiğinde cehenneme girmişsindir.
Bırak onlar gelisn ve gitsin. Sen gelişlerini de gidişlerini de izle.
Eğer izleme gerçekleşemiyorsa ve gördüklerin ve duydukların hoşuna gitmiyorsa ki söylediklerinden öyle anlaşılıyor, bir şey yap: O düşünce ve duyguları bilmediğin bir dilde yüksek sesle ifade et. Ama kimse olmasın etrafta. Sana deli diyecekler ki doğru, evet delisin. Bu delilikten korkmayıp onu ifade ediyorsun.
Delilik ne zaman tehlikelifdir bilir misin? Ondan korktuğunda tehlikelidir. Onu bilinçli olarak kabul edip yaşadığında sen herkesin bahsettiği o “tatlı-kaçık” olacaksın.
Eğer seni korkutan şeyi kabul edip onu doğal bir şekilde yaşamaya başlarsan hatta ondan çocuksu bir keyif alırsan senin üzerindeki negatif etkisini kaybedecektir.
Kendini rahat bırak; herkes en az senin kadar deli! Deli herkes. İnan bana. Bunu ne kadar kontrol edebildikleri önemli değil. Ne kadar kontrol edebiliyorsan o kadar enerjin ona gidiyor demektir. Sen deliliğini gizleme ihtiyacı duymuyorsan enerjin daha çok olacaktır. O enerjini daha fazla bilinç için kullanbilirsin. Ama akıllı olduğunu ispatlamaya çalışırsan daha da delireceksin. Rahatla.. Enerjin sana kalsın.
Bu atom silahlarının, reklam kuşaklarının, para manyaklığının, zamansızlığın ve karmaşanın olduğu çılgınlığa hayat adını verdiğimiz ve ciddiye aldığımz sürece normal olan şey delilik olacak.
Nefes almaktansa korkularıyla bir ömür geçirmeyi tercih eden insanlarla dolu bir dünya burası.
Nefes almayı bilmeyen, alınca da ödü patlayan birçok insan var. Oysa günde sadece iki kez falan derin nefes alıp olduğu gibi bırakıverseler rahatlayacaklar.
Ama tutuyorlar. Sebebi de ölmekten korkmak. Nefesi vermek ölmekten korkmak çünkü. Ama hayatı yaşamayanlar ölümden korkar. Hala yaşanması gereken şeyler olduğundan onları yaşamadan gitmek acı gelir insanlara. O nedenle son demek olan ölüm onlara korkutucu gelir. Hayatı yaşayamadıklarından ölümden korkarlar ve ölümden korktukarı için de yaşamakta kaçınırlar. Sonuçta bu birbirini besleyen döngü hep onları esir alır.
Ölümden kaçınmanın en kolay yolu düşünmektir. Düşünceler orada olduğu sürece şu an hissetmekte olduğun ölüm korkusunu gözardı edebilirsin çünkü düşünceler her zaman ya geçmişte yahut gelecektedir. Seni meşgul ederler. O nedenle onlardan vazgeçmek zor gelir insanlara. Düşüncelerin içinden çıkamazlar.
Ama bu, hayatlarını asla yaşayamadıkları anlamına gelir. Çünkü hayat şimdi ve burada yaşanabilir sadece. Oysa her şey olurken şu anda düşünceler nedeniyle asla sen orada değilsindir. Sen hayal kurmaktasın. Burada ise olan olmakta. Pek çok duygu o an senin içinde, onlara ilişkin yaratılan pek çok tepki de orada ve zavallı zihin sadece bunları başka başka şeyler olarak düşüncelere yansıtmakta.
Derinde ölümden korkuyorsun. Derinde korkular seni hapsetmiş. Derinde sen kendini korunmasız bir bebek kadar çaresiz hissediyorsun.
Bu duygularına sahip çık. Kendini tamamıyla korunmasız hisset. Buz gibi soğuğu hisset. Öleceğini sanıyorsun. Her an ensendeki ölümü hisset ama bu sefer bilinçli ol. Ona kucak aç. Onu buyur et.
Ölümü kucaklayamadığın sürece asla hayatı yaşayamayacaksın.
Yaşamaya başladığında düşünceler kalmayacak. Onlara ihtiyaç duymayacaksın.
Ama ondan önce bir süre, yeterince uzun bir süre düşünceler seni fazlasıyla ele geçirdiğinde bilmediğin bir dilde onları ifade et. Bilinçaltını rahatlat. Yarım saat bedeninin de eşlik ettiği hareketlerle ve mimiklerle ve seslerle ama anlamsız seslerle bu duygu ve düşünceleri dışa vur. Bilinçli olarak delir. Duyanlar sana deli desin ve sen de evet ben deliyim de. Ben ama akıllı bir deliyim de örneğin! Çünkü sen deliliğinle ilgili bir şey yapabilecek kadar sağlıklısın. Sana deli diyenler ise sendeki deliliğe bakıp kendi deliliklerinden kaçabileceğini sanan ahmaklar… Bir iki ahmak sana bir şeyler dedi diye meditasyonunu rahatsız etmene gerek yok.
Sen akıllı bir delisin. Zevkini çıkart. Tad al, çocukça eğlen. Ne var yani. Bu enerji sadece. Sesler, mimikler, hareketler… Ve sonrasında büyük bir rahatlık ve gevşeme gelecek. Yarım saat yeterli olur günde… Sonrasında geride kalan herneyse izle. Düşünce hala varsa izle. Duygular varsa izle… Bedensel duyumlar varsa… izle.. Ölüm korkusu gelirse izle. Yaşam coşkusu gelirse izle.
İçin boşalmış olacak. Anın getirdiklerini alabileceğin kadariçin boşalacak.
Şu an dolusun. Dopdolusun. Yeniye yer yok hep eski paçavralarla dolusun. Geçmiş yakanı bırakmıyor. Ve ordan getirdiklerini geleceğe yansıtıyorsun. Hepsi bu.
Geçmişin tüm pisliklerini, tüm kokuşmuşluklarını fırlat at. Başka çaren yok.
Bunun için yapman gerekn tek şey gibberish yani bilmediğin dillerde konuşmak ve içinden gelenleri söylemek..
Sonra da izlemek.
İçin temizlenecek ve arınacaksın. Çünkü, sana bir şey söyleyeyim, bilge bir insan için söylenecek anlamlı hakikaten hiçbir şey yok: Bizim büyük anlam atfetttiğimiz her söz birer gibberish… bilen için.
O nedenle rahatla. Daha fazla saçmalayamazsın, zaten saçmalamaktasın. Saçmalamaktayız.
Gibberish bunun daha eğlenceli yolu hepsi bu.
Bu çalışmayı her gün yap ve birkaç hafta sonra istesen de düşünceler seni ele geçiremeyecek. Çünkü sen onlar ne yaparsa yapsın koskocaman bir gülümsemeyle SAÇMA! diyebilecek hale geleceksin..
