Uzun zamandır siteye pek bir şey yazmak gelmedi içimden. Zannediyorum bunda katıldığım bir seminerde yaşadıklarım etkili oldu. Semineri veren kişi olan sevgili Faisal Muqaddam öylesine yüksek enerjiili bir insandı ki, orada yaşadığım tecrübeler sonrasında konuşmak herhalde pek anlamlı gelmedi. Hala anlamlı geldiğini söyleyemeyeceğim. Ama sevgili Menekşe beni pek rahat bırakmayacak gibi
Aşağıdaki soru ve yorumları yapmış…
“sangeet merhaba ben menekse nasılsın…bi kaç ay siteden senden oshodan ayrı kalmak zorunda kaldım bazı problemlerden dolayı….ama şimdi burdayııım sizinleyiim bişeylerin tadını aldım fakat yarım kaldı zihnim yine eski kalıbına döndü okadar çok ankarraya gelmeni istiyodum ama ben bu fırsatı kaçırmışım inanamıorum hala:(..yazılarını okuoruum şimdi evet devrim olmak istiorum artık hayatıma özgürlük katmak elmas nefes tekniğini ve yazilan bütün teknikleri okumaya anlamaya çalışıorum bi gün bi yerde mutlaka yan yana gelicez siznle olmak grup meditasyonlarina katılmak çok istiorum bunları..pcden uzak kalmak nelere maloduu burdayııım bundan sonraki etkinliklerde sizinle olmayi istioruum, sevgilerimle”
Evet, maalesef hayatlarımız artık PC’ye yakın olmak yahut olmamak arasında gidip geliyor. Pek çok şey gibi ona da bağımlılık geliştirebiliyoruz. Ama ne yaparsın işte artık iletişimin kendisine dönüşmek üzere internet! Aslında her zaman bu tehlike var insan için: Kendi yarattığı şeylerin esiri olmak! Din de, felsefe de, bilim-teknoloji de; neredeyse insan yapımı olan her şey giderek işlevini aşan bir öneme sahip olmaya başlıyor. Sanki bunların hepsi insana hizmet etmesi gereken şeyler değilmiş gibi insanlar onlara hizmet eder hale geliyor bir bakmışsın!
Tüm bunların sebebi insanın kendisinin -ve dolaysıyla yarattıklarının- efendisi olmamasıyla alakalı. Ego işe yarasın yaramasın herhangi bir şeyin üzerine atlayıp onun şeklini alıveriyor. Din mi genelgeçer akçe o dönem hemen dindarlık dünyanın en önemli şeyi oluveriyor… Feslefe mi öyle hemen en büyük düşünceler ortalıktafink atmaya başlıyor! Bugünlerdeki gibi bilim yahut teknoloji mi en gözde alan hemen bilimsel olmayan her şey tukaka ilan edilecek ve hemen kanıtı olmayan her şey yok sayılacak! Teknoloji herkese kolaylık sağlıyorsa sakın ha geri kalınmayacak! Sadece teknoloji için yaşanacak: alınan maaşın neredeyse hepsi en son cep telefonuna yatırılacak…. vs.
Egolarımız bizi kendimiz dışındaki herhangi bir şeye -ne olduğunun zerre önemi yok- bağımlı kılmak için her zaman devrede.
Kendi içimizde neler olduğunu görmemek için olası her türlü uyaran işe yarayacaktır…Bu nedenle meditasyon ve nefes çalışmaları önemli. Ve sen Menekşe, teknolojiyi bunlara ulaşmak için de kullanabilirsin istersen… Kömürü altına dönüştürebilirsin yani… Eh, haksızlık etmeyelim: Bu site de tamamen teknolojinin marifetiyle vücut bulabiliyor. Dolayısıyla sorun aracın kendisinde değil demek. Araçları kullanan bilinç onu dönüştürmeye de sebep olabilir…
Ankara’ya geldiğimde ben de seninle tanışmakisterim elbette. Umarım sonbaharda birtakım etkinlikler yapabiliriz Ankara’da yine. Böylelikle teknoloji olmadan arada iki insan olarak karşılaşırız…
“Merhaba sangeet aktif bişekilde meditasyona başlamadım nerden nasıl başlıcamı da bilemiorum açıkçası okuyorum sadece seni oshoyu ama okumak bişleri evet değiştirio bu yetrli gelmioo artık. Bana ve bu konuda neler yapabilirim olaya nasıl bakmalıyım? ayrıca başkalarının sözleri haraketleri beni çok fazla etkilio o etki o kadar yoğun olabilioki bütün enerjimi bu olumsuz duygulara nasıl harcadığımı inanamıorum hiç bişeyi görmüyo gözüm ben ve üzüntü bu kadar acıyı nasıl çektirebiliorum kendiime şuan bu duygusal iniiş çıkışlarımı farkedebiliorum ama hala bu etkilere dur diyemiorum yada bu olumsuzluğa girdikten sonra nie bitiremiorumm nie yönünü değiştiremiorum ayrıca çok fazla olumlu olabilioruum ama ani düşüşlerimde oluo bunun dengesi nasıl sağlanırr ya da bu noktada yoğunlaşmayı kend imi olduğum gibi mi kabul etmeliyim cevabını bekliorum acemi devrimci”
Her zaman için kendini olduğun durumunla kabul etmekle başlamak dışında bir seçeneğin yoktur Menekşe! Sen yolculuğa varacağın yerden mi başlarsın? O zaman yolculuğa hiç çıkma, zaten oradasın! Her ne isen, her ne yaşıyorsan onu yüzde yüz; 80-90 hatta 99 da değil %100 kabul et. Sen busun. Elindeki malzeme bu. Bununla ne yapacaksan yapacaksın. Kendini kabul et ve başka kimseyi değil kendini sev!.
Kendini sevmeden asla ama asla başka kimseyi sevemezsin. Bu dünyadaki en büyük yalandır: Başkalarını sev!
Sevecek olan kim? Sen sevilecek bir isi olarak kendini dahi sevemeden nasıl senden daha uzaktaki birisini sevesin?
Hayatı yahut başkalarını sana en yakın varlığı kabul edememişken nasıl kabul edeceksin? Kavga sürecektir. Her şeyle herkesle kavga etmeye, onlarla mücadele etmeye devam edeceksin. Çünkü bunlar senin kendinle devam eden kavgalar. Devrim dışarda arandığı sürece acı ve hayal kırıklığı dışında bir şey getirmez. Kendine acemi devrimci demen doğru! Daha acemisin. Ama bunun bir önemi yok. Önemli olan şu: Acemiyim ve tecrübe kazanmak için kendime şans tanıyorum demek.
Devrimin acelesi yok dolayısıyla acemisi olabilirsin.
Hayat çok engin. Eğer meditasyona başlıyamıyorsan biraz daha bekle. Zamanı gelmemiştir. Hayatla mücadele etmen gerekiyor belki de şu an. O zaman mücadeleyi en şiddetli iekilde yap: Bir an gelecek ve egonun bunları sana yaptırdığını güneşi gözardı edemeyeceğin kadar bariz bir şekilde göreceksin. Hatta onu güneşi hissettiğin gibi teninde hissedeceksin, seni yakacak, kavuracak bu hakikat.
O zaman kadar egonun bulutlarının ardında gizlenen bu güneşi görmeye çalışmaktan vazgeç. Gölgenin ve karanlığın tadını çıkart. Bırak hayat sana öğretsin her şeyi bu gölgelerin içinde…
İlla da şimdi öğreneceğim demenin bir manası yok.
Sevgiyle, yumuşaklıkla, ve sabırla kendine yaklaş. Bunu kimse sana yapmamış olabilir bugüne kadar. Ama bunu senin kendine yapmanı engelleyecek hiçbir şey yok inan bana… Marks’ın dediği gibi özgürlüğünle aranda kaybedeceğin kör inançlarından oluşma bir zincirden başka bir şey yok. Kaybetsen etsen onu kaybedeceksin. Sana bir de Marks’ın söylemediği bir şey söyleyeyim: O zincirin her iki ucu da sana bağlı!
Sevgiler..